Showing posts with label severus snape'in hayatı. Show all posts
Showing posts with label severus snape'in hayatı. Show all posts

Thursday, September 27, 2007

Snape'in Pişmanlığı


Deathly Hallows'u okuduğumdan beri Anathema'nın Regret şarkısını her dinleyişimde Melez Prens geliyor aklıma. Şarkı sanki onun için yazılmış... Aslında şarkıyı iki türlü yorumlayabiliriz. Birinci yol Lily'ye "Bulanık" demesinden duyduğu pişmanlık. İkincisi Lily'nin ölümünden duyduğu pişmanlık. Ben ikincisine göre yorumlayacağım burada. Çünkü şarkının melodisi pişmanlık ve acı hislerini güçlü hissettiriyor. Aklımdan geçen sahne Lily'nin ölümünden bir kaç ay sonrası:

As I drift away... far away from you,
I feel all alone in a crowded room,
Thinking to myself
"There's no escape from this
fear
regret
loneliness..."
(Snape Lily'nin ölümünden sonra kendini kimbilir nasıl yalnız hissetmiştir. Belki 5. sınıftan beri görüşmüyorlardı ama artık onun bu dünyada yaşamadığını bilmek ve bundan sorumlu olmak Severus'umuzu mahvetmiştir.)

Visions of love and hate
A collage behind my eyes
Remnants of dying laughter
Echoes of silent cries
("Visions of love and hate" aklıma James ve Lily'nin el ele yürüdüğü ya da sarıldığı bir resim getiriyor. Bu yorum belki ilk yorumlamaya daha uygun düşer ama söylemeden geçemedim :p
Ya da Voldie ile Lily'nin görüntüleri olabilir. Ne de olsa Snape sevdiği kadını öldüren adamdan nefret ediyordur artık herhalde. Güzel günlerin, Lily'nin gülüşünün sona ermesi ve Snape'in hiç kimsenin duyamadığı, anlayamadığı sessiz çığlıkları, isyanları...)

I wish I didn't know now whatI never knew then...
Flashback
Memories punish me once again
Sometimes I remember all the pain that I have seen.
Sometimes I wonder what might have been...
(Snape neyi bilmemek isterdi.. Sevgiyi belki.. Belki onun tüm hayatını yönlendiren ve mutluluktan çok acı veren sevgiyi hiç bilmemek isterdi. Pensieve'de gördüğümüz hatıraların bir flashback'i eşliğinde kendini daha küçücük bir çocukken gördüğünde böyle düşünmüş olabilir. -Ama bu bir kaç saniyelik bir düşüncedir kanımca. Çünkü ne kadar acı verse de Snape'in Lily ile yaşadıklarından vazgeçmek isteyeceğini, Lily'yi hiç tanımamış olmayı isteyeceğini sanmıyorum. Böyle aşık olan biri bunu asla düşünmez- Sonra Voldie'nin yanında yaşadığı korkunç deneyimleri, Lily'nin onun yüzünden ölmesini görüp "eğer o gün Lily'ye bulanık demeseydim, Dark Arts'tan vazgeçseydim" ne olurdu diye düşümeden de edememiştir.)

Visions of love and hate
A collage behind my eyes
Remnants of dying laughter
Echoes of silent cries

And sometimes I despair
At who I've become
I have to come to terms
With what I've done
(Yaptıklarından ötürü duyduğu pişmanlık, sevdiği kadının ölümüne neden olan davranışları ve bunları aşmaya çalışması - ama yapamaması-)

The bittersweet taste of fate
We can't outrun the past
Destined to find an answer
A strength I never lost
I know there is a way,
My future is not set,
For the tide has turned
But still I never learned to live
without regret.
(Feleğin kalleşliği, geçmişinin acılarına rağmen hala dimdik hala metanetli. Ve bir çıkış yolu var, evet, kendini Harry'yi korumaya adaması. Ama tabii ki Snape hiç bir zaman yaptıklarından dolayı kendini affetmedi. Bunu da mektubu okurken ağlamasından anlamaktayız.)

-resim deviantart'tan ellaine'nin-

Severusun Acılarla Dolu Hayatı





"Snape was kneeling in Sirius's old bedroom. Tears were dripping from the end of his hooked nose as he read the old letter from Lily. Snape took the page bearing Lily's signature, and her love, and tucked it inside his robes." (*)




Çocukluğunda ruh hastası muggle babasından az çekmedi. Her şeye bir kulp bulan Tobias Snape’in, Severus’a da, zavallı annesine de etmediği eziyet kalmadı. O günlerde, Hogwarts’a gitmesine birkaç yıl kala, Lily yi buldu, yanında gerçekten mutlu olduğu tek insanoğlunu. Onu hep hevesle, sevgiyle izledi. Lily ise onu hep arkadaşı olarak görecekti. Onun bu ilgisini nasıl fark edemedi ya da görmezlikten geldi anlayamıyorum. Ne yazık ki Severus bilmiyordu ki ona olan bu ilgisi içler acısı, imkansız bir aşka dönüşecek ve ölene kadar peşini bırakmayacaktı.

Hogwarts’a gittiğinde ilk günden itibaren James hep onunla uğraştı. Kendi ve arkadaşları çok popülerdi ya, Snapeimi yalnız diye, dark arts a meraklıymış diye ezip durdular. Nitekim Snapeimin dark artsla ilgili muazzam bilgisi ve onlara karşı ilgisi vardı çocukluğundan beri hem de. Tabi ki kendini savunabilirdi tek geleydiler hele. Demişti ya 6. kitapta Harry’ye ona korkak dediğinde: ‘baban dörde bir olmadıkça bana asla saldırmazdı’. Sonuçta James’ten sihir bilgisiyle, yeteneğiyle son derece üstündü, ama James onu Snape’in kendi bulduğu büyülerle üstelik, bulduğu her fırsatta eğlence konusu yapmaktan geri kalmadı. Bu sırada o James denen beceriksiz Snapeimin Lilysine de göz koydu. Zaten Snapeim de Lily ye olan aşkını hiçbir zaman itiraf edemedi, o da anlayamadı tabi. İtiraf etse bile Lily onun dark artsa meyilini tasvip etmediği için aşkına karşılık vermezdi, ama o da vazgeçerdi kuşkusuz, lilyden kıymetli değildi ki. Kızcağız James i ukala diye sevmezdi amma. Lily onu yine o manyak James’ten kurtarabilmek için geldiğinde o affedilmez gafta bulundu ki o andan sonra Lily ondan tamamen kopmuştu. Sonra da James’e yar oldu zaten. Snapeimin can damarı kopup gitti.

Sonra ne yapsın zavallım? Birkaç tane ölüm yiyen adayı arkadaşı vardı. Dark Lord dan etkilenmemek mümkün müydü o kadar dark arts a meraklı ve de yapayalnız bir büyücü için. Mutsuz, yalnız bir ölüm yiyene dönüştü. Lily de o ukala Jamesle evlendi. Snapeim hep acı çekti. Voldemortun o kahrolası kehaneti yüzünden Lily öldüğü için hep kendini suçladı, nerden bilsindi ki onu kastettiğini? Yapar mıydı yoksa o gammazlığı? Hezimete uğradı Voldemort lily yi bırakmadığı için ve bir daha onun hizmetkarı olmadı. Sonrasında da Albusun Harry yi korumak için kullandığı uşağı oldu, yeter ki lily ye hizmet edebilsin, o rahat uyusun diye yaptı onca görevleri. Lily den kalan en ufak bir hatıra bile onun hayatta kalma sebebiydi. (*)

Ve sonunda gün yüzü göremeden öldü işte. Bir gün mutlu oldu mu? Hiç sanmam. Voldemortun sandığı gibi karıyla kızla ilgisi yoktu onun, güçle de, bir düzen kurup öylece yaşamakla da.

çizim DA den ya da başka bir yerden hatırlamıyorum öylece kaydetmişim.